BI-RADS 3, meme görüntülemesinde görülen bir bulgunun büyük olasılıkla iyi huylu olduğunu ancak tamamen emin olunamadığını ifade eden kategoridir. Malignite riski %2’nin altında tutulmaya çalışılır ve standart yaklaşım 6, 12 ve gerekirse 24 ayda kısa süreli görüntüleme takibi yapmaktır. 2025 BI-RADS kılavuzu, BI-RADS 3’te hangi bulguların yer alabileceğini daha net örneklerle tanımlamış ve gereksiz BI-RADS 3 kullanımını azaltmayı amaçlayan ilkeleri vurgulamıştır. Uygun yapılan takip sonucunda lezyon ço;ğunlukla BI-RADS 2’ye dönüşür.
BI-RADS 2, meme görüntülemesinde görülen lezyonun kesin iyi huylu (benign) kabul edildiği kategoridir. Son BI-RADS 2025 kılavuzu, hangi bulguların BI-RADS 2 kapsamına girdiğini daha ayrıntılı örneklerle açıklamış ve mamografi, USG, MR arasında sözlük uyumunu artırmıştır. BI-RADS 2 sonucu, saptanan lezyon açısından kanser beklenmediğini gösterir; takip, kişisel risk düzeyine göre rutin tarama aralığına dönüş şeklindedir.
BI-RADS 1, mamografi, ultrason veya MR sonucunda memede hiçbir patolojik ya da şüpheli bulgu saptanmadığını gösteren kategoridir. Yani tetkikiniz “negatif / normal” kabul edilir. Son BI-RADS 2025 kılavuzuna göre de BI-RADS 1 için yönetim aynıdır: ek tetkik gerekmez, yaşınıza ve risk durumunuza uygun rutin tarama programına devam etmeniz önerilir. Bu kategori, o inceleme için kanser düşündüren bir bulgu olmadığını ifade eder; ancak ilerleyen yıllarda düzenli kontrollerin sürdürülmesi yine de gereklidir.
BI-RADS 0, mamografi, ultrason veya MR sonrası konulan, “değerlendirme tamamlanmadı, ek inceleme gerekli” anlamına gelen geçici bir kategoridir. Son BI-RADS 2025 kılavuzunda bu durum, “ek görüntüleme gerekli” ve “önceki görüntülerle karşılaştırma gerekli” olarak iki alt grupta daha net tanımlanmıştır. BI-RADS 0 tek başına kanser tanısı koymaz; sadece bulgunun netleşmesi için ek tetkik ve yakın takip gerektiğini gösterir.
Zuska hastalığı, emzirme dönemi dışında görülen, meme başı (periareolar bölge) çevresinde tekrarlayan apse ve fistül ile seyreden bir periduktal mastit tablosudur. En önemli risk faktörü sigara kullanımıdır ve çoğu hasta sigara içen, orta yaş kadınlardan oluşur. Hastalık; kızarıklık, ağrı, şişlik, irinli akıntı ve zamanla meme başı çevresinde şekil bozukluğu ile kendini gösterir. Sadece antibiyotik ve basit drenaj çoğu zaman geçici rahatlama sağlar; kalıcı çözüm için genellikle etkilenen duktusların ve fistül hattının cerrahi olarak çıkarılması gerekir. Kanser değildir ancak klinik ve görüntüleme bulguları ile meme kanserini taklit edebildiği için mutlaka ayrıntılı değerlendirme ve gerekirse patolojik inceleme yapılmalıdır. Sigaranın bırakılması, uygun cerrahi ve düzenli takip, nüks riskini belirgin şekilde azaltır.
Vakum destekli meme biyopsisi, özellikle mamografide (MMG) saptanan mikrokalsifikasyonlar ve küçük, dağınık lezyonlar için kullanılan ileri bir tanı yöntemidir. Bu işlem, hem MMG eşliğinde biyopsi hem de bazı özel durumlarda MR eşliğinde biyopsi şeklinde uygulanabilir. Ancak her hastada vakum biyopsi veya MR/MMG eşliğinde biyopsi şart değildir.
Dış merkezde vakum biyopsi, MMG eşliğinde biyopsi veya MR eşliğinde biyopsi önerilen pek çok hastada; mamografi, ultrason ve gerekirse MR görüntülerinin yeniden yorumlanması sonrası, yalnızca kalın iğne (trucut) biyopsisi ile daha uygun fiyatlı ve daha az zahmetli şekilde tanıya ulaşmak mümkündür. Bu nedenle, vakum biyopsi planlanmış olsa bile, deneyimli bir meme cerrahı tarafından MR/MMG eşliğinde biyopsi ihtiyacının yeniden değerlendirilmesi hem tıbbi açıdan hem de maliyet açısından büyük önem taşır.
Meme ameliyatı sonrası hastanede yatış süresi genellikle en az 1 gündür.
Onkoplastik cerrahi, mastektomi ve silikonla onarım yapılan ameliyatlarda bu süre 1–2 güne, ileri vakalarda ise 2–3 güne çıkabilir. Cerrahın deneyimi, tümörün özellikleri ve hastanın genel durumu taburculuk süresini belirleyen en önemli faktörlerdir.
Meme kanseri ameliyatları; yapılan cerrahi tipe göre ortalama 60 dakika ile 5 saat arasında sürebilir. Ancak esas önemli olan, ameliyatın süresinden çok, güvenli ve komplikasyonsuz bir cerrahi uygulanmasıdır. İkinci görüş alınması, hastaya zaman ayrılması ve günde en fazla 2 ameliyat prensibi, tedavi kalitesini artıran yaklaşımlardır.
Meme biyopsisi; tru-cut, vakum destekli ve stereotaksik gibi farklı yöntemlerle yapılan, meme kanserinin kesin tanısı için vazgeçilmez bir işlemdir. En iyi biyopsi deneyimi; deneyimli bir meme cerrahı, güçlü ekip ve güncel teknoloji ile mümkündür.
Meme muayenesi, meme hastalıklarının erken teşhisinde en kritik adımdır. Bu muayene için en doğru uzman, meme hastalıkları konusunda çalışan bir genel cerrahtır.