ATM geni, DNA hasarını onaran tümör baskılayıcı bir gendir. Bu genin mutasyonu, kadınlarda meme kanseri riskini %40’a kadar artırır. Ayrıca pankreas ve prostat kanserleriyle de ilişkilidir. ATM testi, BRCA negatif ancak aile öyküsü bulunan bireylerde erken tanı için önemli bir tarama aracıdır.
CHEK2 geni, hücre döngüsünü kontrol eden tümör baskılayıcı bir gendir. Mutasyonu, kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riskini %25’e kadar çıkarabilir. Orta düzeyde risk artışı taşıyan bu mutasyon, BRCA1/2 negatif ancak aile öyküsü güçlü kişilerde mutlaka değerlendirilmelidir.
PALB2 geni, BRCA1 ve BRCA2 ile birlikte DNA onarımında görev alır ve kalıtsal meme kanserinde en önemli genlerden biridir. Bu gendeki mutasyonlar, kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riskini %60’a kadar yükseltir. PALB2 pozitif bireylerde erken tanı, düzenli meme MR kontrolleri ve gerektiğinde koruyucu cerrahi yaklaşımlar hayati önem taşır.
BRCA2 geni, kalıtsal meme ve yumurtalık kanserlerinde BRCA1 kadar etkili bir risk faktörüdür. Kadınlarda meme kanseri riski %70’e, erkeklerde ise %8’e kadar çıkabilir. BRCA2 testi sayesinde risk erken dönemde belirlenir, tarama ve koruyucu önlemlerle kansere karşı güçlü bir adım atılabilir.
RCA1 geni, kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri riskini belirleyen en önemli genetik faktörlerden biridir. Bu genin mutasyona uğraması, kanser gelişme olasılığını 5–6 kat artırabilir. BRCA1 testi sayesinde risk erken dönemde saptanabilir, düzenli tarama ve koruyucu cerrahi ile kanserin önüne geçmek mümkündür.
Zayıflama iğneleri (Semaglutid – Ozempic®, Wegovy®; Tirzepatid – Mounjaro®) sadece kilo verdirmiyor, aynı zamanda meme kanseri riskini de etkileyebiliyor. Bu ilaçlara başlamadan önce 40 yaş altı kadınlarda USG, 40 yaş üstünde mamografi ve meme cerrahı kontrolü şarttır.
Keten tohumu, zengin omega-3 ve lignan içeriğiyle sağlık için birçok fayda sağlar. Ancak meme kanseriyle ilişkisi ve hormonlara etkisi merak konusudur. Bilimsel veriler, keten tohumunun kansere yol açmadığını, aksine koruyucu etki gösterebileceğini ortaya koymaktadır. Günde 1-2 yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu ideal miktardır.
Sütyen kullanmak, meme kanserine yol açmaz. Telli ya da sıkı sütyenlerin lenf dolaşımını engellediği ve toksin birikimine neden olduğu iddiaları bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.
2014’te Chen ve arkadaşlarının yaptığı geniş kapsamlı çalışmada, sütyen kullanım süresi, türü veya teli olup olmamasının meme kanseri riskiyle ilişkili olmadığı gösterilmiştir.
Amerikan Kanser Derneği (ACS), Breastcancer.org ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kurumlar da bu mitin bilimsel temeli olmadığını vurgulamaktadır.
Gerçek risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, hormon maruziyeti, obezite, alkol kullanımı ve hareketsizlik yer alır. Sütyen seçimi yalnızca konfor ve cilt sağlığı açısından önemlidir, kanser açısından değil.
Emzirme, anne ile bebek arasındaki en doğal ama aynı zamanda en öğretici süreçlerden biridir. Doğru teknikler öğrenildiğinde hem süt üretimi artar hem de anne ve bebek için konforlu bir deneyim oluşur.
Bebeğin memeye yerleşimi — yani doğru kavrama (latch) — her şeyin temelidir. Bebeğin ağzı geniş açılmalı, çenesi memeye dayanmalı, burnu açıkta kalmalıdır. Ağrı hissediliyorsa bu, yanlış pozisyonun işaretidir.
Meme kanseri tedavisinden sonra hayat sadece “normale dönmez” — yeniden başlar!
Kadınlar, bu zorlu yolculuğun sonunda daha güçlü, daha bilinçli ve daha umutlu bir şekilde hayata sarılır. Bugün modern onkoplastik cerrahi, ileri tedaviler ve güçlü psikolojik destek sayesinde, hastalar eski yaşamlarına güvenle dönebiliyor.
Dr. Sina Ferahman’ın da sıkça vurguladığı gibi: “Meme kanseri bir son değil, yeniden doğuştur.”
Erken teşhis, doğru tedavi ve kararlı bir ruh haliyle, her kadın kendi hikâyesinin kahramanı olabilir. Çünkü meme kanseriyle mücadele sadece bir hastalık süreci değil, yaşamın değerini yeniden keşfetme yolculuğudur.